İsimsiz, 2023, alçı, 22 x 39 cm

İsimsiz, 2023, detay

İsimsiz, 2023, alçı, 34 x 15 cm

İsimsiz, 2023, detay 

İsimsiz, 2023, alçı, 22 x 39 cm

İsimsiz, 2023, detay 

İsimsiz, 2023, alçı, 47 x 13 cm

İsimsiz, 2023, detay 

İsimsiz, 2023, alçı, 39 x 35 cm

İsimsiz, 2023, detay 

İsimsiz, 2023, alçı, 40 x 26 cm

İsimsiz, 2023, detay 

İsimsiz, 2023, alçı, 42 x 35 cm

İsimsiz, 2023, detay 

İsimsiz, 2023, alçı, 32 x 15 cm

İsimsiz, 2023, detay 

İsimsiz, 2023, alçı, 21 x 30 cm

İsimsiz, 2023, detay

İsimsiz, 2023, alçı, 23 x 41 cm

İsimsiz, 2023, detay 

İsimsiz, 2023, alçı, 17 x 11 cm

İsimsiz, 2023, detay 

Varoluşumuzun temeli olan beden, hem kaçınılmazdır hem de gereklidir. Beden kişinin dünyayla kurduğu fiziksel bağı sürdüren kesintisiz varlıktır. Varlığımızın görünen ve dokunulabilir kısmı olan bedenimizden kopmamız ya da onu dışarıdan gözlemlememiz mümkün değildir. Ayna veya yansıtıcı bir yüzey olmadığı sürece kendimizi tam anlamıyla göremeyiz. Bu kısıtlanma hali bedenimden kalıp alarak ona dışarıdan bakabileceğim, inceleyebileceğim ve mesafe koyabileceğim bir yerleştirme oluşturmama neden oldu.

Aynada gördüğümüz bedenin bütünlüğüne karşı, yerleştirmedeki kalıplar eksik ve parçalı bir şekilde yer alır. Bedensel varlığımızın kırılgan sınırlarını çizen deri, hem bedeni sararak dış dünyayla temas kurar hem de iç ve dış arasında geçirgen bir sınır oluşturur. Kendine özgü yapısıyla kişiyi ötekilerden ayırarak bir kimlik kazandırır. Bedenimden alınan alçı kalıplar üretim sürecindeki teknik aksaklıkları yüzeylerinde taşıyarak kendi özgün biçimlerini oluşturur. Beden ve derinin eşsiz oluşu gibi bu kalıplarda bedenden ayrışarak bağımsız bir varlık haline gelir. 

Deri, bedenimizi sararak hem bir bağ kurar hem de bir sınır oluşturur. Tıpkı bir kabuk gibi bizi korurken aynı zamanda dış dünyaya açılmamıza da olanak tanır. Gaston Bachelard kabuğun bir eşik, terk edilecek bir kılıf  olduğunu söyler. İsimsiz, deriyi bulunduğu yüzeyden alarak ona sadece deri olarak bedensiz bir şekilde bakar. İçleri boş olan kalıplar yüzeyselliklerini vurgulayan birer kabartma gibi görünür. Tenimden izler taşıyan bu yüzeyler ve dokular tıp terminolojisinde “hiyeroglif kalıp” olarak adlandırılır. Bu terim bedenin dokusunun yüzeye kazınmış bir hafıza gibi korunmasını ifade eder.

Kalıplar derimin dokusunu yansıttığı için okunamayan bir yazıt yüzeyi sunar. David Le Breton'a göre hayatı kaydeden bir yüzey olan deri insan öyküsünün sismografıdır, dünyayla ilişkisi bağlamında anlamın geçiş yeridir. Hafızası ve tanıklıklarıyla yaşamın izlerini üzerinde taşıyan deri, masa üzerinde yer alan alçı döküm kalıplarda arkeolojik bir inceleme alanına dönüşür. Böylece beden ve onu saran deri bir yüzey olmaktan çıkarak varlığın hikayesini taşıyan bir hafıza topografyası oluşturur.

You may also like

Back to Top